Türkiye’de kadın olmak
Bu Yazı admin tarafından Şub 11, 2010 tarihinde yazılmış.Yorumlar 0
Adı Medine ymiş. Yaşı ise 16. ‘Çok geziyor’ diye ailesinin gözüne batmaya başlamış.
11.02.2010 12:01
Adıyaman’da yaşanan vahşeti duymuşsunuzdur. Genç bir kızın oturur haldeki cesedi evlerinin bahçesine gömülü olarak bulundu. Adli tıp raporunda genç kızın henüz canlı ve bilinci açıkken diri diri gömüldüğü ortaya çıktı.
Adı Medine’ymiş. Yaşı ise 16. ‘Çok geziyor’ diye ailesinin gözüne batmaya başlamış. Babası ve dedesinden sık sık dayak yermiş. Sonra bir gün aniden ortadan kayboluvermiş Medine. Ailesi, kızları için komşularına ‘kaçtı’ demiş, sonra da bir daha konuyu açmamışlar. Aradan yaklaşık bir buçuk ay geçtikten sonra Adıyaman Emniyeti’ni arayan bir kişi, genç kızın aile meclisi kararıyla Hürriyet Mahallesi’ndeki evlerinin bahçesindeki kümese gömüldüğünü söylemiş. Savcılıktan arama kararı alan polis, üzeri betonla kaplanmış olan tavuk kümesinde kazı yapmış. Kazıda, genç kızın oturur vaziyette, boğazına eşarp sarılı haldeki cesedi bulunmuş.
Bu olaydan yaklaşık iki ay önce Medine polise giderek babası ve dedesinin kendisini dövdüğü gerekçesiyle şikâyetçi olmuş. Bu dayakların sebebi ise genç kızın erkeklerle konuşuyor olmasıymış. Ancak elbette söz konusu baba ve dedeye karşı Medine koruma altına alınmamış.
Cesedine yapılan otopsi incelemesi sonucunda genç kızın elleri bağlı ve canlı gömüldüğü belirlenmiş. Mide ve ciğerlerinde toprak olduğu saptanan genç kızın kanında ilaç veya uyuşturucuya rastlanmamış. Yani öldürülmeden önce uyuşturulmamış Medine. Vücudunda ciddi darp da olmadığı belirtilen genç kızın, gömüldüğünde hayatta ve bilincinin açık olduğu anlaşılmış. Yani Medine her şeyin farkında olarak gitmiş ölüme. Öleceğini bilerek, kimsenin kendisini kurtarmaya gelmeyeceğinin farkında olarak. Böylesi bir vahşetin kurbanı olmuş.
Medine hiç okula gönderilmemiş. Bir resmi bile yok hatta geriye kalan.
2010 Türkiyesi’nde böylesi bir ortaçağ manzarası! Böylesi bir vahşet!
Kızların okula gönderilmemesine, kadınların ikinci sınıf vatandaş sayılmasına zaten nicedir aşinaydık. Sırf bir sinema salonunun kapısından içeri baktı diye öldürülen kız çocuklarının haberlerini gazetelerde okuyalı yıllar olmuştu. Sadece bu yılın ocak ayından beri emniyet birimlerinin önüne gelen tecavüz vakalarında geçen senelere oranla yüzde 100’lük artışlar var. Evlilikte dayak ve evlilik içi tecavüz olayları ise artık vaka-ı adiyeden oldu!
Avrupa Birliği ülkeleri ile Türkiye arasında yapılan bir araştırmada, Türkiye’de kadın istihdam oranının yüzde 26’da kaldığını biliyor muydunuz? Bu oran Batı ülkelerinde yüzde 55 ila 72 arasında değişiyor. Yani Türkiye’de her dört kadından biri evinde oturup çocuk büyütüyor, tam Başbakan Erdoğan’ın istediği gibi, ekonomiye katkıda bulunmak yerine en az üç çocuk yapıp, büyük ihtimalle çocuğu veren Allah’ın rızkını da vereceğini düşünüyor.
Oysa durum öyle değil. Sokaklarda bizzat ebeveynleri tarafından evlerinden atılmış ya da aile bütçesine katkı olsun diye çalıştırılan, bu sırada da her türlü cinsel tacize maruz kalan onbinlerce çocuk var. İş sadece en az üç çocuk yapmakla bitmiyor; bu çocukların yetiştirilip yararlı bireylere dönüştürülmesi için gereken altyapı devlet tarafından sağlanmadıkça, ardı ardına çocuk yapmak neye yarar?
Kadından başladık, çocuğa geldik. Türkiye’de kadın olmak da, çocuk olmak da, insan olmak da çok zor.
Hatta hayvan olmak bile kolay değil. Yedikule hayvan barınağına getirilen ve sapıklar tarafından defalarca tecavüze uğradığı saptanan köpek Minnoş’un hikâyesini dehşetle okudum. Sapıklığın bu boyutunu varın siz düşünün!
21. yüzyılda sokak köpeğine defalarca tecavüz edenlerin ülkesi Türkiye’de bırakın kadın, erkek ya da çocuk olmayı, hayvan olmak bile insanı ortaçağ zihniyetinin karanlığından koruyamıyor!
Sohbet Salonlarımız
Girmek istediğiniz sohbet salonunun üstünü tıklayın ve kolayca sohbete başlayın...
Yazı Kategorisi: Genel











